Dünya tarihinin en eski ve bir o kadar da en tehlikeli mesleklerinden biri olan süngerciliğin, Bodrum Yarımadası’ndaki kadim tarihi bu kitapta aralanıyor. Bugün, turizm faaliyetleriyle adından söz ettiren ve dünya çapında bir marka olan Bodrum’un; asli kimliğini oluşturan ve bugünlere gelmesinde büyük katkıları olan sünger ve süngercilik mesleği ne yazık ki günümüzde hak ettiği ölçüde bilinmiyor. Oysa beyazı badanalı taş evlerde, tepelerin gözcüsü değirmenlerde, yollara sıralanan sarnıçlarda, Gümüşlük Kral Yolu’nda, Bardakçı Yazıtı’nda, Pedasa Kalesi’nde, Peynirçiçeği Mağarası’nda, Karaova halısında, Geriş aynalı kiliminde, Etrim Çeşmesi’nde, Müskebi karpı sepetinde, Kızılağaç obruğunda, Karaada Ilıcası’nda, Mumcular balında, Çömlekçi zeytininde, Akyarlar üzümünde, Bitez mandalinasında, Karatoprak karpuzunda, Mazı hurabunda, Dereköy pekmezinde ne kadar Bodrum’un izi varsa; Ege ve Akdeniz’in derinliklerinde de Bodrumlu süngercilerin keşfedilmeyi bekleyen destansı hikayeleri vardır.
Süngercilerin ‘Yeşil Cehennem’ ya da ‘Mavi Karanlık’ dedikleri o derinliklerde, insanı kendine doğru çeken ve bir daha asla karaya ait olamamasına neden olan o büyülü tılsım neydi?
Bodrumlu süngercilerin kuşaktan kuşağa aktardığı ve kıyıdaki bir zeytin ağacı ile karşı adadaki bir burun arasında çekilen o ‘görünmez hayali çizgiler’; modern cihazların, radarların henüz icat edilmediği o eski günlerde denizin onlarca metre altındaki antik batıkları ve sünger yataklarını nasıl hatasız bulabiliyordu?
Efsanede süngerin Ege Denizi’ne geldiği yer olduğuna inanılan Velidağ; bugün Bodrum’un hangi köşesinde, sessiz bir sır gibi ziyaretçilerini beklemeye devam ediyor?
Bodrum Süngercilik Tarihi Araştırmaları kitabı, sadece denizden çıkarılan doğal bir servetin değil, bahar sonu geldiğinde sefere çıkan, ekmeğini iki nefesi arasında arayıp vurgun yiyen, sakat kalan, can veren gözü pek denizcilerin, Bodrum’dan Ege ve Akdeniz’in uzak kıyılarına dek uzanan yolculukları ve dünyanın en önemli sualtı arkeolojisi müzelerinden birini Bodrum’a armağan eden süngercilere bir saygı duruşudur.
Araştırmacı-yazar Cezmi Çoban’ın editörlüğünde, alanında uzman kalemlerin ve bizzat o günleri yaşayan süngercilerin tanıklıklarıyla şekillenen bu çalışma; arkalarında gözü yaşlı anneler, babalar, evlatlar bırakarak ‘boğaz kavgası’ için denize meydan okuyup “terlemeden parayı, solumadan ölümü” tadan isimsiz kahramanların anısına hazırlanmış tarihsel bir vefa anıtıdır.



Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.